coşkun doğan
Kendini nasıl ve ne kadar yazabilir kişi bilemem? Yazmak gerekmiş, o zaman yazayım dedim ama nereden başlanır böyle mevzularda bilemedim. Kendini yazınca insan kızaramasa da pembe olabiliyor. Benimki de kuruntu işte karşımda ayna mı var mübarek nasıl gördün diye söyleniyorum kendimce.
Küçüktüm ufacıktım olamadan önce eminim Allahın da yarattıktan sonra koyduğu yeri unuttuğu bir yerde doğmuşum istemsiz. Acıktığım çok olmadı ama top oynayamadığım çok, çünkü oynayacak topum yoktu. Sonra büyüdüm. Dil bilmezken, öğrettiler; insan oldum böylece. Oranın 1. sınıfında "zeki" "çalışkandır" okusun devlette yeri olur dediler, ama onu da ben beceremedim. Dağın havasından mıdır, Allahın görmezden geldiğinden midir bilemem, benim suratımdan yağan nurdan mıdır, yoksa şefkatli kollarından mıdır bilemem devlette sevmedi beni. Çirkin "zenci" ördek yavrusuymuşum aslında, ya da olacakmışım yeni hayatımda.
Sonra sonra az gitmişim uz gitmişim, dönüp etrafımda gezer yolunu kaybetmiş biri olmuşum. Uyanmışım gördüğüm rüya ya da masal değilmiş, ben kaldığım yerden tekrar yürümeye başlamışım ama hala anlayamadığım bir şekilde hep aynı yerdeymişim etrafımda döner gibi bir hisse kapılmışım. Korkmuşum doktora gitmişim. "Büyüyünce geçer" demiş bana. Ne zaman büyürüm ben.
Yıllar yılları kovalarken bir gün kendimi denizin kıyısında buldum. Suda suretime bakmaya çalışırken acaba büyüdüm mü diye iç geçirirken olan oldu. Elik ve Firuz adında iki kişiyle karşılaştım. Biz tatile gideriz sen de gel dediler, takılayım bakalım nolucak dedim; düştüm yola arkalarından yürüyorum. Büyüdüğümü görebilmek için. Sonumuz hayrola.
Peki ben zaman büyüyecem!
Facebook
Twitter